geri dön
Kaunos Antik Kenti
Dalyan şehir merkezinin tam karşısındaki Çandır Köyü sınırlarında bulunan Kaunos Antik Kenti, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır. Zamanında kendi adına para dahi basabilmiş olan bu süper güç, M.Ö. 10. yüzyıla kadar uzayan bir yerleşim tarihine sahiptir. Tarihin babası Herodot’a göre Kaunoslular Karia’nın eski halklarındanmış ama kendilerini Giritli sayıyorlarmış. Coğrafyacı Strabon ise Kaunos kentinde tersane ve ağzı kapanabilen bir limanın olduğunu yazarak kentin zamanındaki önemini açıklamıştır.
Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden olan kentin limanı, akropolün aşağısında, bugünkü adıyla Sülüklü Göl olan yerde yer alırmış ancak zaman içerisinde alüvyonlarla dolarak liman girişinin kapanmasıyla Kaunos eski önemini yitirmiş. O tarihlerde deniz Kaunos’un akropolüne kadar gelirmiş ancak günümüzde ise deniz seviyesinden 152 metre yükseklikteki tepede yer alıyor. Ayrıca kentte 33 oturma sırası olan tiyatro, bazilika tipi kilise, Roma hamamı ve tapınak kalıntıları bulunuyor.
Bolluk ve bereket tanrıçası Demeter, Kaunos’un inanç dünyasında önemliymiş ve tanrıça adına her yıl yalnızca kadınların katıldığı üç gün süren "Bereket Bayramı" düzenlenirmiş.
Perslerin Anadolu’yu bütünüyle ele geçirmesi üzerine kent, Mausolos’un yönetimine girdi. Kent, MÖ 334’de Büyük İskender’in Persleri yenmesi üzerine Prenses Ada’nın, sonra Antigonos’un, daha sonra Ptolemaios’un yönetimine girdi. Rodos Krallığı, Bergama Krallığı ve Roma İmparatorluğu egemenlikleri altında kaldı. Kentteki limanın dolmasıyla birlikte bölge önemini yitirmeye başladı.
Akropol 152 metre yükseklikteki tepeye kurulmuştur. Surların kuzey yönünde olanı Orta Çağ’dan kalmadır. Uzun sur limanın kuzey yönünden başlayıp Dalyan Köyü’nün ilerlerindeki sarp kayalığa kadar uzanıyor. Surun kuzey kısmı Mausolos döneminde yapılmıştı. Kuzeybatı yönündekiler Helenistik Dönem’dendir. Limana doğru olanlar ise Arkaik Devir’den kalmadır. Tiyatro akropolün eteğindedir. 33 Oturma sırası bulunmaktadır. Tiyatronun batı yönündeki yapı kalıntılarından biri bazilika tipi kiliseye aittir. Diğerleri Roma Hamamı ve Tapınağı’na aittir.
Aşağıda tamamlanmayan bir daire biçiminde örülmüş ve yivsiz sütunları bulunan yapının arkasında üç basamakla yükseltilmiş podyum bulunuyor. Burada tapınağın kalıntıları görülüyor. Daire biçimindeki yapının ne olduğu ise bilinemiyor.
Eski liman olan Sülüklü Göl’ün kuzeyinde yapılan kazılarda stoa ortaya çıkarıldı. Çevresinde bir çok heykel kaidesi bulundu, ama heykeller bulunamadı. Stoanın yakınındaki çeşme restore edilmiştir.
Antik kent içindeki en dikkat çekici yapılar olan görkemli kaya mezarları, Balıklar Dağı’nın güney kayalıklarına oyulmuştur. İşçiliği ve üslubu ile hiçbir antik kentte benzeri olmayan tapınak cepheli kaya mezarları Urartu, Frig ve Likya bölgelerindeki kaya mezarı mimarisinden farklıdır ve Hellen Tapınağı cephe mimarisini yansıtmaktadır. 2400 yıldır ihtişamını koruyan ve yerleşim yerlerini karşısına ve altına almış olarak görülen bu mezarların sırrı, Antik Çağ’daki "ne kadar yüksekte olursan tanrıya o kadar yakınsın" inancıdır.